Onur Altınışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Onur Altınışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2011 Cuma

KADIN DOĞUM UZMANI SN. PROF. DR. TARIK AKSU...

Herşeyin başı sağlıktır, öyle değil mi? Değerli okurlarım… Özellikle son yıllarda, medyadan da takip ettiğimiz, sağlıkta yaşanan skandallar, hastaneye giderken hiç aklımızdan çıkmıyor. Nitekim kolay değil canımızı, umutlarımızı kısacası hayatımızı emanet ediyoruz tedavi sürecinde hastanelere ve doktorlara. Sizde benim gibi mi düşünüyorsunuz? Güven en önemlisi… Şimdi sizi, kendinizi hiç korkmadan, gözünüz kapalı emanet edebileceğiniz bir hekimle ve yüksek teknolojiyle sağlıkta olmazsa olmazın, yani hijyenin buluştuğu bir hastaneyle tanıştırmak istiyorum… Prof. Dr. Tarık AKSU…


Öncelikle sizi tanıyalım hocam. Çok başarılı bir mesleki geçmişe sahipsiniz. Umutsuzca size gelen birçok hastanızın rüyalarını gerçekleştirdiniz. Nedir bu başarının sırrı?
1959 Ankara doğumluyum.  Hacettepe Tıp Fakültesi sonrası, 2 yıl mecburi hizmet, daha sonra tekrar Hacettepe, ihtisas sonrası 2 yıl Amerika Birleşik Devletleri, Doçentlik, Profesörlük ve HRS. Tam gün yasası nedeni ile Hacettepe’den bu yıl emekli oldum. Şu anda tam zamanlı HRS’deyim.  Öğretim Üyeliğinden, öğrencilerimden ayrılmak beni üzdü ama burada da hastalarıma daha yakınım,  daha fazla vakit ayırabiliyorum.  Bu da beni mutlu ediyor.

Uzmanı olduğunuz birçok alan var ama önce kadınlardan başlayalım. Kadınlarda en sık görülen hastalıklar hangileridir?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak, uğraşı alanımız o kadar geniş ki… Hormonal problemler, infertilite, enfeksiyon hastalıkları, kanser, doğuştan veya sonradan olan anatomik, organik patolojiler ve doğum olayı. Tabiatın en büyük ve karmaşık mucizesinin bazen en başından yani; yumurta ve spermden başlayıp tüm sürecin takibi, gerekirse müdahalesi…

Peki, bu hastalıklardan nasıl korunabiliriz ve rutin muayene aralıkları ne kadar olmalı?
Örneğin, hanımlarda özellikle orta üreme yaşı sonrasının en sık görülen patolojisi Myomlar.  35 yaş sonrası oluşma riski %30’lara kadar çıkıyor.  Ağrı, kanama problemleri, çevre organ basılarına bağlı yakınmalar görülüyor. Oluşma riski yüksek, aile hikayesi var ve yumurtalık fonksiyonu devam ettiği sürece yani menopoza kadar büyüyüp, çoğalabiliyor.

Hanımlarda myomlar gibi benzer sıklıkta görülen menstruel düzensizlikler, kanama problemleri.  Sıklıkla yumurtalığın düzensiz fonksiyonuna bağlı oluşuyorlar.

Korunmak kısmen mümkün, ancak en önemlisi patolojiler tedavisi mümkün olmayan evrelere kadar gitmesin, ihmal edilmesin. Çünkü, bütün bu hastalıkların günümüzde tedavisi çok çeşitli yöntemlerle mümkün.  Bütün bunlar içinde düzenli kontroller gerekiyor. Hiçbir yakınma olmasa bile yıllık kontroller…

Kadınlar için oldukça önemli olan menopoz dönemine de bir değinelim istiyorum hocam. Şöyle ki; başlangıcı, etkileri, tepkileri her kadında farklı şekilde gözleniyor, öncelikle kadınların psikolojisini bu kadar etkileyen hatta depresyona kadar götüren bu süreç… Kısacası menopoz nedir?
Menopoz; Yani menstruel kanamaların bitmesi, bir başka ifade ile yumurtalık fonksiyonunun, yumurta yokluğundan dolayı bitmesi.  Tabiatın, memeli organizmanın bir gerçeği.  Her şeyin sonumu? Kesinlikle değil. Hayatın en olgun, en dengeli evresi…  Geçiş dönemindeki çoğu zaman sıkıntılı bir adaptasyon sürecinden sonra, biraz önce bahsettiğim en sık görülen patolojilerin görülmediği, hanımların kadın doğumculardan kurtuldukları dönem : ) Bu kısmen şaka, kısmen de gerçek.  Yanlış mesaj vermeyeyim; yıllık check-up lar ihmal edilmeyecek.

Son zamanlarda isminden sıkça söz ettiren ve bir umut kapısı haline gelen tüp bebek yönteminden de bahsedelim hocam. Nitekim bu konudaki en başarılı isimlerden birisiniz. Nedir tüp bebek yöntemi? Kendi içinde kaç gruba ayrılır ve en çok tercih edileni hangisidir ya da siz hangi yöntemi tavsiye edersiniz, neden?
Çocuk sahibi olamayan, yani infertil çiftlerin çocuk sahibi olabilmeleri için,  mutlaka ki iyi bir değerlendirme sürecinden sonra; tüp bebek uygulaması son on yılın en başarılı yöntemi.  Yöntem, uygulama başına %65’lere kadar çıkan gebelik oranı veriyor ki, normalde insanoğlunun aylık gebe kalabilme oranı en iyi hallerde %20.  Tüp bebek, yumurta ile spermin laboratuar ortamında döllenmesinin ardından, döllenmiş yumurtanın, yani embriyonun rahim içine yerleştirilmesi olayı.  Yumurta ile spermin döllenme olayı günümüzde artık mikroenjeksiyon denilen bir yöntemle mikroskop altında bizler tarafından yapılıyor. Yani sperm, yumurtanın içine enjekte ediliyor. Bu sayede daha yüksek bir döllenme oranı elde ediliyor. Başarıyı maksimize etmek çok çeşitli faktörlere bağlı…  Çiftlerde var olan faktörlerin tespitinden tutun ki, yumurtaların gelişimini sağlayan ilaçların seçimi, takip süreci, laboratuar şartları ve tüp bebek ekibinin teknik becerisi başarıda önemli rol oynuyor.

Tüp bebek yönteminin uygulandığı dönemde, anne ve baba adayları nelere dikkat etmeli?
İnfertilitenin tedavisi için tüp bebek yöntemi uygulanacak ise; öncelikle sürecin başından sonuna kadar kendileri ile ilgilenecek tecrübeli bir hekim seçimi çok önemli. Fiziksel şartları ve ekibi iyi merkez seçimi, ve bunlar kadar önemlisi de; uygulamanın ayrıntılı sürecini başlangıçtan itibaren bilip, primer hekimleri ve tüp bebek ekibi ile birlikte kararlı, bilinçli, kaygısız bir şekilde tedavi sürecini tamamlamak. Bunlar olur ise yukarda bahsettiğim maksimum oranları yakalamak çok mümkün.


“Amerika Birleşik Devletlerinin hastanelere verdiği JCI akreditasyon belgesine sahip ülkemizdeki ilk ve tek Kadın Hastanesiyiz.”

Kurucusu olduğunuz HRS Kadın Hastanesi, ismini çok başarılı işlere imza atarak duyurmaya başladı. Öncelikle tebrik ederim hocam. İşinde uzman bir kadro ve üstün bir teknolojiyle hastalarınıza hizmet veriyorsunuz. HRS nasıl doğdu sizden dinleyelim…
HRS’nin Türkçe açılımı; Sağlıkta araştırma yöntemleri. Yani temelde Üniversite Hastanelerinin yaptığı veya yapmaları gereken, araştırma, eğitim ve hizmet triadının özeldeki uygulaması amacı ile kurulmuş bir yapı.  Üçüncü senemizin içindeyiz.  Bir dal hastanesiydik, yani Kadın Hastalıkları ve Doğum dal hastanesiydik. Son bir yıldır branş ekleyerek büyüdük. Adımız artık Kadın Hastanesi.  Yani yine hanımlara hizmet veriyoruz ama bünyemizde çocuk hastalıkları, çocuk cerrahisi, genel cerrahi, üroloji, plastik cerrahi, dermatoloji ve fizik tedavi branşları da var. Bünyesinde tüp bebek ünitesi ile birlikte genetik merkezi de olan ülkemizdeki birkaç özel hastaneden birisiyiz. Amerika Birleşik Devletlerinin hastanelere verdiği JCI akreditasyon belgesine sahip ülkemizdeki ilk ve tek Kadın Hastanesiyiz.

Özellikle genetik laboratuarınızdan bahsetmek istiyorum çünkü birçok özel hastanenin dahi, bünyesinde bulunmuyor genetik bölümü siz hastalarınızı başka kurumlara yönlendirmeden burada yüksek teknolojiyle ulaştığınız sonuçları ilk elden veriyorsunuz hastalarınıza  
Tıp bilimindeki gelişme süreci gösteriyor ki; artık hastalıkların tanı ve tedavisinde esas süreç Genetik Biliminden geçiyor. Özellikle bizim de bünyemizde bulunan, moleküler genetikteki gelişmeler, hastalıkları artık ilaç veya cerrahi tedavilerle değil, hücrenin moleküler düzeydeki fonksiyon veya yapısal bozukluklarının tanısını koyup, tedavisini de yapmak yönünde.  Örneğin; kanserli hücrenin yapısını gen tedavisi ile normal hücre yapısına çevirmek. Bu süreç öyle bir süreç ki; insanoğlunun varlığından beri çaresi bulunamayan hastalıkların tedavisinin olabileceği, hatta yaşlanma sürecinin bile bitirilebileceği bir süreç.  HRS olarak bu konuda ülkemizde var olan en kapsamlı genetik laboratuarından birine sahibiz. Ve şu anda tek gen hastalıkları da dahil Genetik tanı için yapılabilecek tüm testleri bünyemizde yapabiliyoruz. Bundan sonraki hedefimiz; Gen Tedavisi…
Kök hücre ve kısırlık tedavisi de var hastaneniz bünyesinde, öyle değil mi?
Kısırlık tedavisi tabii ki var. Kök hücre çalışmaları için Sağlık Bakanlığı bir yıl önce; ‘’Bu tip çalışmaların yapılabileceği teknik donanıma sahip misiniz?’’ diye sordu.  Biz de olumlu yanıt verdik. Son bir yıldır, bakanlıktan Kök Hücre çalışmaları ile ilgili yönetmeliğin çıkmasını bekliyoruz.  Biz hazırız…

HRS’ye baktığımda gördüğüm; en iyisi olma yolunda çalışmalar yapan, hastalarına verdiği hizmeti titizlikle yürüten bir kuruluş. Bir kadın olarak, haliyle gözümden kaçmayan bir diğer nokta ise; hijyen. Bu konudaki hassasiyetiniz gerçekten görülmeye değer ve tüm odalarınız 5 yıldızlı otel konforunda. Üstelik medikal spa merkezi de bünyenizde mevcut. Peki, başka neler var HRS’de?

Aslında bütün bu tespitleriniz, bir hastanenin olmazsa olmazları.  Siz orada dünyanın en değerli varlığı, yani insan sağlığı ile uğraşıyorsunuz ancak, bu işin en temeli olan temizlik ve hijyenden mahrumsunuz.  Kabul edilebilir bir şey değil.  Durumunuz böyle ise siz sağlık hizmeti vermeyin.  Başka bir şey yapın… Bakın hastane ortamında en önemli şeylerden birisi de havalandırmadır.  Taze hava, filtre edilmiş hava.  HRS’nin binasında tüm ortamlarda emiş-veriş sistemi olan havalandırma yapısı mevcut ve tüm kritik alanlara HEPA sistemi olarak adlandırılan yüksek düzeyde partiküllerden arındırılmış havalandırma veriyoruz.  Yine binadaki su sistemi, tuvaletler dahil 5 aşamadaki filtre sisteminden geçtikten sonra kullanıma veriliyor. Ameliyathanelere ilave olara ultraviyoleden geçmiş su gönderiyoruz…
Röportaj. Tuğba DALKILIÇ
Fotoğraf . Onur ALTINIŞIK

 

kolaymama.com, BOLLUCA KATLİAMINA SESSİZ KALMADI...

KOLAYMAMA EKİBİ ve HAYSEV AİLESİ’nin bağışları Bolluca ormanlarında zehirlenerek katledilen, daha sonra gönüllü hekimler ve hayvan severler sayesinde yaşam savaşı veren dostlara ulaştı.



Sahada, Mehtap Özer tarafından teslim alınan ve hemen kullanılmaya başlayan yardımlar, yüklü mama, ilaç, tıbbi malzemeden oluştu. Ayrıca HaySev Derneği, uyuz& pire ilacı, Immuneks, Antiistaminik, ve gönüllüler için fenerli başlıkları gönderdi. KOLAYMAMA ekibi, ilk parti malzemenin kısa sürede Bolluca’ya ulaşması için şirket aracını tahsis etti ve yardımları HaySev Saymanı Asuman Şimşek’e bizzat teslim etti.


KOLAYMAMA ekibi, ilk parti malzemenin kısa sürede Bolluca’ya ulaşması için şirket aracını tahsis etti ve yardımları HaySev Saymanı Asuman Şimşek’e bizzat teslim etti.
kolaymama.com ekibiyle yaptığımız görüşmede; ‘’Duyarlı davranışınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyoruz.Soğuk kış günlerinde tüm sokak hayvanlarına sahip çıkmalı ve bu zor günleri en iyi şekilde geçirmeleri için, başta Bolluca olmak üzere, tüm barınakların ihtiyaçlarını karşılamak ve yanlarında olmak için bağışta bulunmalıyız. Tüm hayvanseverler kolaymama.com’un ‘’barınaklara bağış’’ sekmesinden bakıma muhtaç barınaklara yardımda bulunabilir.’’ ifadelerini kullandılar.


Bolluca ormanlarında çok sayıda köpeğin zehirlendiği haberini alan hayvanseverler, söz konusu yere akın etmiş, yüzlerce köpek bir araya getirilerek,  veterinerlerce kurulan çadır kliniklerde tedavi edilmişti. Durumu ağır olan köpeklerse veteriner kliniklerine gönderilmişti. Hayvanseverler, kesin bir veri olmamasına rağmen, köpeklerin insanlar tarafından zehirlenmiş olabileceğini söylemişlerdi.

17 Eylül 2011 Cumartesi

as DERGİ SN. DENİZ BERDAN RÖPORTAJI


Türkiye'nin ilk sağlık ve spor dergisi Health & Shape’nin ve Auto Guide Dergisi’nin yayınını üstlendiniz. Neden devam etmediniz?

Yayını üstlenmek falan değil, tamamen hayalini kurarak çıkardığım dergilerdi. Bir yayını Türkiye şartlarında bağımsız olarak rutin 11 yıl yayınlamak bile büyük mucize. Bana göre bağımsız yayıncılık Türkiye’de miladını doldurdu ve eski keyfi kalmadı. Dağıtım, reklam, tiraj, satış hepsi ayrı bir problem. Benim çıkardığım dönemde örneğin otomobil dergisi Auto Guide’ın her sayısında, otomobil sektöründe reklam girmeyen marka kalmamıştı. Dergilerimizi içeriğiyle, editoryallerle, reklamlarla uzun yıllar çıkarabilmenin keyfini ve gururunu yaşadık. Üstelik okur sayısı, ne yazık ki Türkiye’deki nüfusla doğru orantılı da artmıyor. Toplumumuzun okumayı sevdiği söylenemez. Üstelik hayal kurmayı çok seven, çok yönlü, yeni fikirleri olan bir insanım. Yıllardır, büyük gruplara rağmen, yeni fikirlerimle dergileri ayakta tutmayı başardım. Yayıncı ve gazeteci bir babanın ve tekstilci bir annenin kızı olmama rağmen işim, hobilerimin bir uzantısı oldu hep. Okul yıllarımda profesyonel sporculuk hayatım varken Health & Shape’i çıkardık. Ardından motor sporlarında lisanslı yarışırken Auto Guide Dergisi’de eklendi. Uzunca bir süre sonra, benim için rutin haline gelen dergileri ortağıma devredip, yeni fikirlerime daha fazla zaman ayırmayı tercih ettim.  Ayrıca yayıncılık işini tamamen terk etmiş de değilim. Yayıncılık beni ben yapan hayatımın bir parçası ancak tamamı değil. Bu konudaki hayallerimden biri de; hep kağıt, baskı, tiraj ve reklam veren baskısı olmaksızın yayıncılık yaparken interaktif paylaşımda bulunabilmekti. Yakında sosyal medyada farklı sürprizlerim olacak.

Çocuksuz bir yaşam nasıl olurdu hayal edemiyorum.

Genç yaşta evlenmek ve anne olmak sizin için ne ifade ediyor?
Oldukça erken evlendim ve 19 yaşında anne olmam nedeniyle, kendimi bildim bileli anneyim. Gerçekten de bilemiyorum ve hayal edemiyorum çocuksuz bir yaşam nasıl olurdu. Onlar gerçekten de hayatıma değer ve anlam katıyorlar. Çok da şanslıyım onlar gibi yetenekli ve iyi kalpli çocuklarım ve her alanda destek veren Haluk var : ) Ailem sayesinde hayatımın daha anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyorum.

2 çocuk annesisiniz ama mankenlere taş çıkaracak fiziğe sahipsiniz. Bu formun sırrı ne?
Formumu, kendime yasaklar koymadan sağlıklı ve dengeli beslenip, abartmadan spor yapıp, uykumu iyi almama ve sağlam bir psikolojiye borçlu olabilirim. Bana göre sağlıklı ve formda bir görüntü için; sağlıklı bir psikoloji, yeterli ve dengeli beslenme, spor; tıpkı bir bulmacanın parçaları gibi bir arada olduğunda uzun süreli olabiliyor. Ara öğünlerimi asla atlamam, kendi yaptığım hafif ve lezzetli ürünlerden tüketmeye çalışırım. Ana öğünümü tam ve yeterli yerim. Ben daha çok, miktar olarak fazla ancak içerik olarak hafif bir beslenme şeklini kendime hayat tarzı olarak edindim. Gün boyunca çok açık çayı, bol süt ile tüketirim. Gün boyu kullandığım yağsız süt sayesinde, hem metabolizma hızımı arttırabiliyorum hem de kan şekerimi dengede tutabiliyorum. Bir günde tükettiğim yaklaşık 1lt yağsız süt sayesinde, geleceğe yönelik de yatırım yapmış oluyorum. Haftanın 3 günü, kas yoğunluğumu koruyabileceğim bir spor programım var. Yoğun iş tempomda spora gidemesem bile, evde 10 dakikalık bir programla 3’er kg’lık ağırlıklarla kol, bacak, karın ve sırt kaslarımı çalıştırabiliyorum. Uykumu tam ve yeterli alabilmek, programın en önemli parçasını oluşturuyor.

Junk aksesuarlar Beymen Blender’larda satılıyor. Giysiler Galata’da Harvey Nichols’da... Yelpaze genişleyecek mi?Tasarımı ilgilendiren pek çok alanda yeni fikirlerimiz var. Şimdiye kadar yaptığım iş nedeniyle, hayatımı hep yeni fikirler sayesinde kazandım. Bu işim olduğu kadar hayattan keyif alma şeklim. Yakın zamandaki hayalim ise; farklı fikirli tasarımlarla, geniş kitlelere makul rakamlarla ulaşabileceğim firmalarla ortak projelerde yer alabilmek.

Etiket hedefli, yerimizde sayıyoruz.

Mutfak için profesyonel bir eğitim sonucu Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ve İngiliz City & Giltz’den şeflik diploması aldınız. Moda ile mutfak birbirine uzak dursa da sizin için 2 olmazsa olmaz? Peki, mutfağın modası olur mu ve Lady Gaga’nın giydiği etten elbise gibi modanın mutfağı olur mu ?
Bu titrlere takılmak bana fazla kasıntı geliyor. Ne yazık ki ülkemizde hala okul eğitimin üzerine hiçbir şey koymadan, etiket hedefli yerimizde sayıyoruz. Genellikle moda ve mutfak konularını seven biri olarak tanısanız da, aslında alternatif sanatları çok seven, bu konulara ilgisi olduğu kadar, içinde olmaya çalışan, hafif ve sağlıklı yemek reçeteleri deneyen, otomobil seven ve profesyonel olarak test eden, yayıncı, editör, çok okuyan, mizah seven, aynı zamanda çizen, çok yönlü biriyim. Ülkemizde çoğu zaman çok yönlülük doğru algılanamayabilinip olumsuzlukmuş gibi düşünülse de, aslında dünya çok yönlülüğe gidiyor. Bir illüstratör aynı zamanda aşçı ve dj de olabiliyor. 



Moda hayatımızın neresinde olmalı?
Moda ve trend konuları hayatın renklerinden. Ciddiye almadan, hayatımızın doğal akışında keyif almaya bakmalıyız. Hayata bakışımız, hobilerimiz, işimiz ve yaşadığımız ortam seçimlerimizi etkiler. Biri gibi olmak yerine, bu etkilerden hareketle gerçekten içinde kendini iyi, güzel, rahat ve güvenli hissedebildiğin ölçüde, eğer seviyorsan giyim kuşam konuları ile keyifle ilgilenebilirsin.

Çoraplara olan tutkunuzu biliyoruz. Penti için çok şık ve sıra dışı mayo-bikiniler tasarladınız. Buna benzer bir çalışma çorap için de olur mu?
Çorap konusu, bizim için çok geniş bir konu. Abartmıyorum ama bir dolap dolusu çorabım vardır. Dünyanın her yerinden çorapları topladığım gibi, hiç birini de olduğu gibi giymem. Mutlaka bir kişiselleştirme yaparım. Dümdüz bir elbiseyle dahi çoraplar sayesinde çok farklı görüntü yakalayabilirsiniz. Yakın zamanda bu konuda sürprizlerimiz olacak. Hedefimiz gerçekten de ulaşılabilir rakamlarla tüm dünyada satılabilecek çoraplar üretebilmek.

Hem tasarruf yapıp hem de modayı takip etmek isteyenler neler alabilir? Her daim moda olanlar yok mu?(renk, kıyafet, aksesuar)
Modayı takip etmek yerine, kendi stilinin olması her zaman en doğrusu ve makul olanıdır. Stilinin olmasının da para pulla hiç alakası yoktur. Örneğin; Beyoğlu ikinci el mağazası Bay Retro’dan 25TL’ye aldığımız bir ceketle Begüm, Londra’da bir blogger’ın sokakta beğenip çektiği fotoğrafla, yeni jenerasyon başlığı altında İngiliz Vogue’da yer almıştı.

Alışveriş yaparken nelere dikkat edersiniz?
Beğendiğim ürünün defalarca giyebileceğim, kişiselleştirmeye uygun ve yeni fikirli tasarım, kalite, fiyat dengesinin mantıklı çerçevede olması satın alma kriterlerimi oluşturur. 

Tasarımlarını beğendiğiniz ve tarzlarından esinlediğiniz modacılar?
Beğendiğim tasarımcılar yeni fikirleri ve koleksiyonlarına bağlı olarak sezonuna göre değişir. Moda tasarımcılarından esinlenerek tasarım yapılmaz, o ancak taklide girer.

‘’Moda aslında son derece sığ bir alan ve ancak sanat konularıyla yoğrulduğunda bir anlamı olabiliyor. Bir kadın giyinirken; yeniliklere açık olurken, sanat ve çevre konularıyla ilgili olmalı.’’ Bu cümleler size ait. Biraz açar mısınız; sanatı ve çevreyi giyimimize nasıl yansıtabiliriz?
: ) Onu yanlış anlamışsınız herhalde : ) Tasarımcı sanat, çevre, politika konularından esinlenerek hazırladığı koleksiyonunda verdiği mesajlarla anlamlandırabilir, farkındalık yaratır ve mesaj verir. Toplum ise bu konularda hassas olup hareketi desteklemesiyle katkı sağlar.



: )Mutfak sizin için çok önemli… Bilmeyenler için blog adresinizi paylaşır mısınız?
Dbskinnycook.blogspot.com adresinden istediğiniz reçeteyi alabilirsiniz.

Her modacıya sorduğumuz sorumuzu size de yöneltmek istiyoruz. Başkent kadınlarının giyimini nasıl buluyorsunuz?
Kendime tanımlamalar yapmak gibi bir kaygım olmamakla birlikte modacı lafından hiç hazzetmiyorum. Sınıflandırmalarla veya tanımlamalarla işimiz yok aslında ve önemli olanın ortaya çıkan ve yapılan iş olduğu fikrindeyim. Açıkçası Başkent kadınlarının giyimlerini kapsamlı bilmiyorum ancak tanıdığım Ankaralı arkadaşlarımın gayet yaratıcı ve yeniliğe açık olduğu görüşündeyim.

‘’Bana göre markacılık; gerçekten de android haline gelmiş kompleksli insanların ait olma duygusundan kaynaklanır.’’ diyorsunuz. Marka giyinen çoğu insanın, sizce özgüven eksikliği mi var?
Ürünü gerçekten de kendi beğenisi için değil, marka olduğu için tercih edenler, toplumun belli bir kesimine ait olma içgüdüsüyle alışveriş yaparlar. Kendine özgü bir stili olmayan, reklam kurbanı olunabilen bilinçsiz bir tüketim şekli diyebiliriz.

Eşiniz, sizin giyim tarzınızı beğeniyor… Peki, siz eşinizin tarzını beğeniyor musunuz? Haluk Bey giyinirken sizden fikir alır mı?
Haluk’un giysilerini ben alırım. Ona alışveriş yaparken çoğu zaman yanımda olmayabilir. Ona neyin yakışacağını ve nelerden hoşlanabileceğini bilmem nedeniyle ayakkabısından ceketine çorabına her şeyi alırım. Sokağa çıkacağımız zaman tıpkı Can’a çıkardığım gibi onun da giyebileceklerini yatağın üzerine çıkarır kombinasyonlarını yaparım. 



Starbucks için chocolate cookie yaptınız ve çok beğenildi. Bu memnuniyeti gören diğer firmalar da size, buna benzer teklifle geliyorlar mı? Var mı yakın zamanda böyle bir proje?
Starbucks’a sezonluk, yağı ve enerjisi azaltılmış, hafif, çikolata parçacıklı kurabiye, kabaklı kiş ve tarçınlı muffin reçeteleri hazırladım. Oldukça yaygınlığı olan, çok sevdiğim bir zincir olmasına rağmen, bir sonraki projede daha geniş kitlelere hitaben hafif ve sağlıklı reçetelerimin uygulandığı ürünler çıkarmayı hedefliyorum.
Röportaj   : Onur ALTINIŞIK  Fotoğraflar   : Cengiz DİKBAŞ