2 Aralık 2011 Cuma

KADIN DOĞUM UZMANI SN. PROF. DR. TARIK AKSU...

Herşeyin başı sağlıktır, öyle değil mi? Değerli okurlarım… Özellikle son yıllarda, medyadan da takip ettiğimiz, sağlıkta yaşanan skandallar, hastaneye giderken hiç aklımızdan çıkmıyor. Nitekim kolay değil canımızı, umutlarımızı kısacası hayatımızı emanet ediyoruz tedavi sürecinde hastanelere ve doktorlara. Sizde benim gibi mi düşünüyorsunuz? Güven en önemlisi… Şimdi sizi, kendinizi hiç korkmadan, gözünüz kapalı emanet edebileceğiniz bir hekimle ve yüksek teknolojiyle sağlıkta olmazsa olmazın, yani hijyenin buluştuğu bir hastaneyle tanıştırmak istiyorum… Prof. Dr. Tarık AKSU…


Öncelikle sizi tanıyalım hocam. Çok başarılı bir mesleki geçmişe sahipsiniz. Umutsuzca size gelen birçok hastanızın rüyalarını gerçekleştirdiniz. Nedir bu başarının sırrı?
1959 Ankara doğumluyum.  Hacettepe Tıp Fakültesi sonrası, 2 yıl mecburi hizmet, daha sonra tekrar Hacettepe, ihtisas sonrası 2 yıl Amerika Birleşik Devletleri, Doçentlik, Profesörlük ve HRS. Tam gün yasası nedeni ile Hacettepe’den bu yıl emekli oldum. Şu anda tam zamanlı HRS’deyim.  Öğretim Üyeliğinden, öğrencilerimden ayrılmak beni üzdü ama burada da hastalarıma daha yakınım,  daha fazla vakit ayırabiliyorum.  Bu da beni mutlu ediyor.

Uzmanı olduğunuz birçok alan var ama önce kadınlardan başlayalım. Kadınlarda en sık görülen hastalıklar hangileridir?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak, uğraşı alanımız o kadar geniş ki… Hormonal problemler, infertilite, enfeksiyon hastalıkları, kanser, doğuştan veya sonradan olan anatomik, organik patolojiler ve doğum olayı. Tabiatın en büyük ve karmaşık mucizesinin bazen en başından yani; yumurta ve spermden başlayıp tüm sürecin takibi, gerekirse müdahalesi…

Peki, bu hastalıklardan nasıl korunabiliriz ve rutin muayene aralıkları ne kadar olmalı?
Örneğin, hanımlarda özellikle orta üreme yaşı sonrasının en sık görülen patolojisi Myomlar.  35 yaş sonrası oluşma riski %30’lara kadar çıkıyor.  Ağrı, kanama problemleri, çevre organ basılarına bağlı yakınmalar görülüyor. Oluşma riski yüksek, aile hikayesi var ve yumurtalık fonksiyonu devam ettiği sürece yani menopoza kadar büyüyüp, çoğalabiliyor.

Hanımlarda myomlar gibi benzer sıklıkta görülen menstruel düzensizlikler, kanama problemleri.  Sıklıkla yumurtalığın düzensiz fonksiyonuna bağlı oluşuyorlar.

Korunmak kısmen mümkün, ancak en önemlisi patolojiler tedavisi mümkün olmayan evrelere kadar gitmesin, ihmal edilmesin. Çünkü, bütün bu hastalıkların günümüzde tedavisi çok çeşitli yöntemlerle mümkün.  Bütün bunlar içinde düzenli kontroller gerekiyor. Hiçbir yakınma olmasa bile yıllık kontroller…

Kadınlar için oldukça önemli olan menopoz dönemine de bir değinelim istiyorum hocam. Şöyle ki; başlangıcı, etkileri, tepkileri her kadında farklı şekilde gözleniyor, öncelikle kadınların psikolojisini bu kadar etkileyen hatta depresyona kadar götüren bu süreç… Kısacası menopoz nedir?
Menopoz; Yani menstruel kanamaların bitmesi, bir başka ifade ile yumurtalık fonksiyonunun, yumurta yokluğundan dolayı bitmesi.  Tabiatın, memeli organizmanın bir gerçeği.  Her şeyin sonumu? Kesinlikle değil. Hayatın en olgun, en dengeli evresi…  Geçiş dönemindeki çoğu zaman sıkıntılı bir adaptasyon sürecinden sonra, biraz önce bahsettiğim en sık görülen patolojilerin görülmediği, hanımların kadın doğumculardan kurtuldukları dönem : ) Bu kısmen şaka, kısmen de gerçek.  Yanlış mesaj vermeyeyim; yıllık check-up lar ihmal edilmeyecek.

Son zamanlarda isminden sıkça söz ettiren ve bir umut kapısı haline gelen tüp bebek yönteminden de bahsedelim hocam. Nitekim bu konudaki en başarılı isimlerden birisiniz. Nedir tüp bebek yöntemi? Kendi içinde kaç gruba ayrılır ve en çok tercih edileni hangisidir ya da siz hangi yöntemi tavsiye edersiniz, neden?
Çocuk sahibi olamayan, yani infertil çiftlerin çocuk sahibi olabilmeleri için,  mutlaka ki iyi bir değerlendirme sürecinden sonra; tüp bebek uygulaması son on yılın en başarılı yöntemi.  Yöntem, uygulama başına %65’lere kadar çıkan gebelik oranı veriyor ki, normalde insanoğlunun aylık gebe kalabilme oranı en iyi hallerde %20.  Tüp bebek, yumurta ile spermin laboratuar ortamında döllenmesinin ardından, döllenmiş yumurtanın, yani embriyonun rahim içine yerleştirilmesi olayı.  Yumurta ile spermin döllenme olayı günümüzde artık mikroenjeksiyon denilen bir yöntemle mikroskop altında bizler tarafından yapılıyor. Yani sperm, yumurtanın içine enjekte ediliyor. Bu sayede daha yüksek bir döllenme oranı elde ediliyor. Başarıyı maksimize etmek çok çeşitli faktörlere bağlı…  Çiftlerde var olan faktörlerin tespitinden tutun ki, yumurtaların gelişimini sağlayan ilaçların seçimi, takip süreci, laboratuar şartları ve tüp bebek ekibinin teknik becerisi başarıda önemli rol oynuyor.

Tüp bebek yönteminin uygulandığı dönemde, anne ve baba adayları nelere dikkat etmeli?
İnfertilitenin tedavisi için tüp bebek yöntemi uygulanacak ise; öncelikle sürecin başından sonuna kadar kendileri ile ilgilenecek tecrübeli bir hekim seçimi çok önemli. Fiziksel şartları ve ekibi iyi merkez seçimi, ve bunlar kadar önemlisi de; uygulamanın ayrıntılı sürecini başlangıçtan itibaren bilip, primer hekimleri ve tüp bebek ekibi ile birlikte kararlı, bilinçli, kaygısız bir şekilde tedavi sürecini tamamlamak. Bunlar olur ise yukarda bahsettiğim maksimum oranları yakalamak çok mümkün.


“Amerika Birleşik Devletlerinin hastanelere verdiği JCI akreditasyon belgesine sahip ülkemizdeki ilk ve tek Kadın Hastanesiyiz.”

Kurucusu olduğunuz HRS Kadın Hastanesi, ismini çok başarılı işlere imza atarak duyurmaya başladı. Öncelikle tebrik ederim hocam. İşinde uzman bir kadro ve üstün bir teknolojiyle hastalarınıza hizmet veriyorsunuz. HRS nasıl doğdu sizden dinleyelim…
HRS’nin Türkçe açılımı; Sağlıkta araştırma yöntemleri. Yani temelde Üniversite Hastanelerinin yaptığı veya yapmaları gereken, araştırma, eğitim ve hizmet triadının özeldeki uygulaması amacı ile kurulmuş bir yapı.  Üçüncü senemizin içindeyiz.  Bir dal hastanesiydik, yani Kadın Hastalıkları ve Doğum dal hastanesiydik. Son bir yıldır branş ekleyerek büyüdük. Adımız artık Kadın Hastanesi.  Yani yine hanımlara hizmet veriyoruz ama bünyemizde çocuk hastalıkları, çocuk cerrahisi, genel cerrahi, üroloji, plastik cerrahi, dermatoloji ve fizik tedavi branşları da var. Bünyesinde tüp bebek ünitesi ile birlikte genetik merkezi de olan ülkemizdeki birkaç özel hastaneden birisiyiz. Amerika Birleşik Devletlerinin hastanelere verdiği JCI akreditasyon belgesine sahip ülkemizdeki ilk ve tek Kadın Hastanesiyiz.

Özellikle genetik laboratuarınızdan bahsetmek istiyorum çünkü birçok özel hastanenin dahi, bünyesinde bulunmuyor genetik bölümü siz hastalarınızı başka kurumlara yönlendirmeden burada yüksek teknolojiyle ulaştığınız sonuçları ilk elden veriyorsunuz hastalarınıza  
Tıp bilimindeki gelişme süreci gösteriyor ki; artık hastalıkların tanı ve tedavisinde esas süreç Genetik Biliminden geçiyor. Özellikle bizim de bünyemizde bulunan, moleküler genetikteki gelişmeler, hastalıkları artık ilaç veya cerrahi tedavilerle değil, hücrenin moleküler düzeydeki fonksiyon veya yapısal bozukluklarının tanısını koyup, tedavisini de yapmak yönünde.  Örneğin; kanserli hücrenin yapısını gen tedavisi ile normal hücre yapısına çevirmek. Bu süreç öyle bir süreç ki; insanoğlunun varlığından beri çaresi bulunamayan hastalıkların tedavisinin olabileceği, hatta yaşlanma sürecinin bile bitirilebileceği bir süreç.  HRS olarak bu konuda ülkemizde var olan en kapsamlı genetik laboratuarından birine sahibiz. Ve şu anda tek gen hastalıkları da dahil Genetik tanı için yapılabilecek tüm testleri bünyemizde yapabiliyoruz. Bundan sonraki hedefimiz; Gen Tedavisi…
Kök hücre ve kısırlık tedavisi de var hastaneniz bünyesinde, öyle değil mi?
Kısırlık tedavisi tabii ki var. Kök hücre çalışmaları için Sağlık Bakanlığı bir yıl önce; ‘’Bu tip çalışmaların yapılabileceği teknik donanıma sahip misiniz?’’ diye sordu.  Biz de olumlu yanıt verdik. Son bir yıldır, bakanlıktan Kök Hücre çalışmaları ile ilgili yönetmeliğin çıkmasını bekliyoruz.  Biz hazırız…

HRS’ye baktığımda gördüğüm; en iyisi olma yolunda çalışmalar yapan, hastalarına verdiği hizmeti titizlikle yürüten bir kuruluş. Bir kadın olarak, haliyle gözümden kaçmayan bir diğer nokta ise; hijyen. Bu konudaki hassasiyetiniz gerçekten görülmeye değer ve tüm odalarınız 5 yıldızlı otel konforunda. Üstelik medikal spa merkezi de bünyenizde mevcut. Peki, başka neler var HRS’de?

Aslında bütün bu tespitleriniz, bir hastanenin olmazsa olmazları.  Siz orada dünyanın en değerli varlığı, yani insan sağlığı ile uğraşıyorsunuz ancak, bu işin en temeli olan temizlik ve hijyenden mahrumsunuz.  Kabul edilebilir bir şey değil.  Durumunuz böyle ise siz sağlık hizmeti vermeyin.  Başka bir şey yapın… Bakın hastane ortamında en önemli şeylerden birisi de havalandırmadır.  Taze hava, filtre edilmiş hava.  HRS’nin binasında tüm ortamlarda emiş-veriş sistemi olan havalandırma yapısı mevcut ve tüm kritik alanlara HEPA sistemi olarak adlandırılan yüksek düzeyde partiküllerden arındırılmış havalandırma veriyoruz.  Yine binadaki su sistemi, tuvaletler dahil 5 aşamadaki filtre sisteminden geçtikten sonra kullanıma veriliyor. Ameliyathanelere ilave olara ultraviyoleden geçmiş su gönderiyoruz…
Röportaj. Tuğba DALKILIÇ
Fotoğraf . Onur ALTINIŞIK

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder